Narsist Partnerin 7 Belirtisi: Davranıştan Çok İlişkinin Dinamiğine Bakmak
- Ali Turan
- 26 Ağu
- 3 dakikada okunur

“Narsist partner” ifadesi artık ilişkiler hakkında konuşurken oldukça sık kullanılıyor. Oysa narsisizm, yalnızca kendini beğenmek, bencil olmak ya da ilgi görmek istemek değildir.
Hepimizde belirli ölçülerde narsisistik ihtiyaçlar bulunur. Görülmek, takdir edilmek, değerli hissetmek ve kendi ihtiyaçlarımızı önemsemek ruhsal yaşamın doğal parçalarıdır.
Sorun, kişinin kendilik değerini koruma biçiminin katılaşması ve bunun ilişkilerde sürekli bir örüntüye dönüşmesiyle başlar.
Bu nedenle bir partneri değerlendirirken tek tek davranışlardan çok, ilişkinin nasıl kurulduğuna bakmak gerekir.
1. Sizinle değil, sizin üzerinizden ilişki kurar
İlişkide diğer kişiyi gerçekten merak etmek, onun ayrı bir özne olduğunu kabul etmek ve ihtiyaçlarına alan açmak karşılıklılığın temelidir.
Narsisistik özelliklerin belirgin olduğu ilişkilerde ise partner zaman zaman kendi ihtiyaçlarını düzenlemek, kendisini değerli hissetmek veya kendi benlik algısını desteklemek için kullanılan bir konuma gelebilir.
Bu durumda “Benim yanımda nasıl biri?” sorusundan çok, “Ben onun kendilik değerini nasıl etkiliyorum?” sorusu ilişkinin merkezine yerleşir.
2. Farklı düşünmeniz, yalnızca bir fikir ayrılığı olarak kalmaz
Her çift anlaşmazlık yaşar. Sağlıklı ilişkide iki kişi aynı fikirde olmak zorunda değildir.
Ancak narsisistik yapılanmanın belirgin olduğu durumlarda karşı tarafın farklı düşünmesi, kişinin kendilik değerini tehdit eden bir deneyime dönüşebilir.
Sizin “hayır” demeniz, eleştirmeniz veya başka bir ihtiyaç ortaya koymanız; kolaylıkla saygısızlık, sadakatsizlik ya da değersizleştirme olarak yorumlanabilir.
Çünkü mesele artık ne düşündüğünüz değil, onun sizin farklılığınıza ne kadar tahammül edebildiğidir.
3. Tartışmada gerçeği anlamaktan çok haklı kalmak önem kazanır
Narsisistik özelliklerin yoğun olduğu ilişkilerde ise kişinin hata yaptığını kabul etmesi veya karşı tarafın yaşantısını gerçekten dikkate alması zorlaşabilir.
Konu hızla sizin hatalarınıza, eksiklerinize veya geçmişte yaptıklarınıza kayabilir.
Böylece tartışmanın amacı “Ne oldu?” sorusunu anlamak değil, “Kim haklı?” sorusunu kazanmak haline gelir.
4. Sizi bir bütün olarak görmek zorlaşabilir
Kernberg'in narsisistik yapılanmaya ilişkin yaklaşımında idealizasyon ve değersizleştirme önemli bir yere sahiptir.
Bunun ilişkisel karşılığı bazen oldukça çarpıcıdır:
Bir dönem hayran olunan, özel ve benzersiz görülen kişi; hayal kırıklığı sonrasında bir anda bencil, yetersiz veya değersiz hale gelebilir.
Buradaki sorun, partnerin bir özelliğinin eleştirilmesi değildir.
Sorun, sevilen ve kızılan kişinin aynı anda var olabilmesine izin verilmemesidir.
5. Sizin bağımsızlığınız ilişki için tehdit haline gelebilir
Sağlıklı bir ilişkide yakınlık ile bireysellik birlikte var olabilir.
Partnerinizin arkadaşları, kendi ilgi alanları, başarıları, kararları ve size ait olmayan bir hayatının olması ilişkinin doğal bir parçasıdır.
Ancak kişinin kendi değerini ilişkinin içindeki konumuyla düzenlediği durumlarda partnerin bağımsızlığı mesafe veya reddedilme gibi algılanabilir.
Bu nedenle sınır koymanız, kendi hayatınıza yatırım yapmanız veya daha özgür davranmanız ilişkide beklenenden daha büyük tepkiler yaratabilir.
6. Kendi kırılganlığını görmek yerine sizin kusurlarınıza odaklanabilir
Kohut'un yaklaşımında narsisistik sorunları anlamanın önemli yollarından biri, kişinin kırılgan kendilik değerini nasıl düzenlediğine bakmaktır.
Kişi kendisini yetersiz, küçük veya değersiz hissettiğinde bu duyguyla doğrudan temas etmek yerine karşısındaki kişiyi küçültmek, eleştirmek veya kusurları üzerinden tanımlamak bir savunma haline gelebilir.
Bu nedenle bazen ilişkinizde sürekli olarak neyi yanlış yaptığınızı konuşurken, onun ne hissettiğini hiç konuşamadığınızı fark edebilirsiniz.
7. İlişkide sorun çıkmasından çok, ilişkinin hiyerarşisinin bozulması sorun olabilir
Belki de en önemli ayrım burada ortaya çıkar.
Her ilişkide çatışma olur. Her insan zaman zaman savunmaya geçebilir, kıskanabilir, bencil davranabilir veya partnerini kırabilir.
Asıl mesele, çatışmadan sonra ne olduğudur.
İki kişi yeniden birbirini anlayabiliyor mu?
Hata kabul edilebiliyor mu?
Sınırlar tanınabiliyor mu?
Karşı tarafın ayrı bir özne olduğu kabul ediliyor mu?
Yoksa her çatışma sonunda bir tarafın üstün, diğerinin suçlu veya değersiz olduğu bir düzen mi kuruluyor?
Patolojik narsisizm açısından düşündürücü olan yalnızca “kötü davranış” değil, ilişkinin sürekli olarak bir kişinin kendilik değerini koruyacağı şekilde örgütlenmesidir.
Bonus: Partneriniz size “narsist” diyorsa hemen inanmayın; size “narsist” diyen içerik üreticisine de
Son yıllarda birkaç davranıştan hareketle insanlara uzaktan narsisistik kişilik bozukluğu tanısı koymak neredeyse bir internet alışkanlığına dönüştü.
“Beni kıskandı → narsist.”
“Mesajıma geç cevap verdi → narsist.”
“Beni manipüle etti → kesin narsist.”
Bu psikolojik değerlendirme değil, etiketlemedir.
Narsisistik özellikler ile Narsisistik Kişilik Bozukluğu aynı şey değildir. Klinik değerlendirme; davranışların sürekliliğini, kişinin genel kişilik örüntüsünü, farklı ilişkilerdeki işleyişini ve bunun yaşamındaki sonuçlarını birlikte ele alır.
Bu yüzden partnerinizin narsist olup olmadığını anlamaya çalışırken internetteki “7 belirti” listelerine bakmak yerine şu soruyu sormak daha anlamlı olabilir:
“Bu ilişkide iki kişinin de var olmasına gerçekten yer var mı?”
Çünkü bazen asıl problem karşımızdaki kişinin hangi etikete sahip olduğu değil, kurduğumuz ilişkinin bizi nasıl birine dönüştürdüğüdür.


