top of page

Gitmek İstiyorum Ama Gidemiyorum: İlişkide Neden Sıkışıp Kalırız?

  • Yazarın fotoğrafı: Ali Turan
    Ali Turan
  • 19 Ağu
  • 5 dakikada okunur


Bazı ilişkilerde insan mutsuz olduğunu bilir. İlişkinin kendisine iyi gelmediğini fark eder, zaman zaman ayrılmayı düşünür ve hatta “Artık böyle devam etmek istemiyorum.” der. Fakat bütün bunlara rağmen bir türlü gidemeyebilir.

İlişkinin içinde kalmak istemez; ama ilişkiyi bitirmeye de kendisini hazır hissedemez.


Bir yanda gitme isteği, diğer yanda kaybetme korkusu vardır.

“Beni mutlu etmiyor ama onu da kaybetmek istemiyorum.”

“Bu ilişkinin bana iyi gelmediğini biliyorum ama ayrılmayı düşündüğümde çok kötü oluyorum.”

“Defalarca ayrılmayı düşündüm fakat her seferinde geri döndüm.”

“Bittiğini biliyorum ama bitiremiyorum.”

" acı çekiyorum ama güvenli olduğu için katlanabilirim "


Bu çelişki, kişinin zayıf olduğu ya da karar veremediği anlamına gelmez. Bazen bir ilişkiden ayrılmayı zorlaştıran şey ilişkinin kendisinden çok, kişinin o ilişkiyle kurduğu duygusal bağ, kaybetme korkusu, yalnızlıkla ilişkisi, geçmiş deneyimleri ve ilişkiye yüklediği anlamlardır.


İlişkide sıkışıp kalmak ne demektir?


İlişkide duygusal olarak sıkışıp kalmak, kişinin ilişkinin kendisine iyi gelmediğini veya ilişkinin artık ihtiyaçlarını karşılamadığını hissetmesine rağmen ilişkiyi sonlandırmakta zorlanmasıdır.

Kişi çoğu zaman iki zıt duygu arasında kalır:

“Gitmeliyim.”ve “Ama gidersem ne olacak?”

Bu nedenle dışarıdan bakıldığında oldukça açık görünen bir ilişki, ilişkinin içindeki kişi için son derece karmaşık olabilir. Çünkü insan yalnızca mevcut ilişkisinden ayrılmaz. Aynı zamanda birlikte kurduğu hayatı, geleceğe ilişkin beklentilerini, anılarını, alışkanlıklarını, umutlarını ve bazen kendisiyle ilgili oluşturduğu bir kimliği de kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya kalır. Bu nedenle “Neden ayrılmıyorsun?” sorusu çoğu zaman yaşanan psikolojik sürecin karmaşıklığını açıklamak için yeterli değildir.


“Mutsuzum ama ayrılamıyorum” nasıl mümkün olur?


Bir ilişkide kalma kararı yalnızca sevgiyle açıklanamaz.

İnsan bazen sevdiği için kalır; bazen alıştığı için, bazen yalnız kalmaktan korktuğu için, bazen ilişkinin değişeceğine inandığı için, bazen de ayrılığın yaratacağı kaybı göze alamadığı için. İlişkinin geçmişine yapılan yatırımlar da önemlidir.

“Bu kadar yıl birlikte olduk.”

“Onca şeyi birlikte atlattık.”

“Bunca emek verdim.”

“Belki biraz daha sabredersem düzelir.”

Bu düşünceler kişinin ilişkiyi yalnızca bugün yaşadığı haliyle değil, geçmişte verilen emek ve gelecekte gerçekleşmesi umulan ihtimallerle birlikte değerlendirmesine neden olabilir. Böylece kişi bazen mevcut ilişkisini değil, ilişkinin bir gün dönüşebileceği hali bırakmakta zorlanır.


Bazen ayrılmak kişiyi ilişkiden daha fazla korkutabilir


Bazı insanlar için ilişkinin içinde mutsuz olmak, ilişkinin dışında yalnız olmaktan daha katlanılabilir gelebilir.

Çünkü ayrılık yalnızca partneri kaybetmek anlamına gelmez.

Ayrılık;

  • yalnız kalmak,

  • yeniden başlamak,

  • hayat düzenini değiştirmek,

  • geleceğin belirsizliğiyle karşılaşmak,

  • çevrenin tepkileriyle baş etmek,

  • “Acaba doğru karar mı verdim?” sorusuyla yaşamak

gibi birçok belirsizliği beraberinde getirebilir.

Bu nedenle kişi bazen ilişkiyi sürdürdüğü için değil, ayrılığın yaratacağı belirsizlikten kaçındığı için ilişkide kalır.


Terk edilme korkusu ilişkide kalmayı nasıl etkiler?


İlişki içinde sıkışıp kalmanın önemli nedenlerinden biri terk edilme korkusudur.

Kişi ilişkiyi bitirmek istese bile partnerini kaybetme düşüncesi yoğun bir kaygı yaratabilir.

“Ya bir daha kimseyi bulamazsam?”

“Ya yalnız kalırsam?”

“Ya pişman olursam?”

“Ya o başkasıyla mutlu olursa?”

Bu sorular bazen kişinin kendi ihtiyaçlarından uzaklaşarak ilişkinin devamını korumaya çalışmasına neden olabilir.

Özellikle kişinin kendi değerini büyük ölçüde partnerinin sevgisi ve onayı üzerinden hissettiği ilişkilerde ayrılık düşüncesi yalnızca bir ilişkinin sonu gibi değil, kişinin kendisiyle ilgili değer duygusunu da tehdit eden bir durum gibi yaşanabilir.


“İlişki bozulmasın” diye kendinden vazgeçmek


Sıkışmışlık bazen açık bir çatışma şeklinde görülmez.

Kişi tartışmaları önlemek için sürekli alttan alabilir.

Kendi ihtiyaçlarını erteleyebilir.

Partnerinin davranışlarını anlamaya çalışırken kendi duygularını ikinci plana atabilir.

“Şimdi bunu söylersem tartışma çıkar.”

“Biraz daha sabredeyim.”

“Onun da zor bir dönemi var.”

“Belki ben fazla şey bekliyorum.”

Zaman içerisinde kişi ilişkinin devamını sağlamak için kendi ihtiyaçlarından vazgeçmeye başladığında, ilişkide fiziksel olarak var olmaya devam ederken duygusal olarak kendisinden uzaklaşabilir.

Bu noktada önemli soru yalnızca:

“Bu ilişki bana iyi geliyor mu?”

değil,

“Bu ilişkiyi sürdürebilmek için kendimden ne kadar vazgeçiyorum?”

sorusudur.


Neden bazı ilişkilerde hep aynı döngü tekrar eder?


İlişkide sıkışıp kalma bazen yalnızca mevcut partnerle açıklanamaz.

Kişinin geçmiş ilişkilerinde benzer durumların tekrar edip etmediğine bakmak gerekir.

Örneğin kişi;

yakınlaşmakta zorlanan insanlara tekrar tekrar yönelebilir,

ulaşılması güç partnerlerin ilgisini daha değerli hissedebilir,

kendisine yeterince karşılık vermeyen kişilerin sevgisini kazanmak için daha fazla çaba gösterebilir,

ilişkide yoğun bir başlangıçtan sonra mesafe oluştuğunda daha fazla bağlanabilir.

Bu durumda kişi yalnızca “yanlış insanı seçmiş” olmayabilir.

Bazen geçmiş ilişkilerde oluşmuş duygusal örüntüler, kişinin neyi tanıdık, neyi güvenli ve neyi sevgi olarak deneyimlediğini etkileyebilir.


Bu nedenle bazı ilişkilerde asıl soru:

“Neden bu ilişkiden çıkamıyorum?” kadar, “Beni bu ilişkinin içinde tutan şey ne?” sorusudur.


Peki neden ayrılmak bu kadar zor olabilir?

Bazen insan partnerinden değil, ilişkinin kendisine verdiği anlamdan ayrılmakta zorlanır.

Birlikte geçirilen yıllar...

Birlikte kurulan gelecek...

Verilen sözler...

Paylaşılan anılar...

Değişeceğine ilişkin umut...

“Bir gün her şey düzelecek.” düşüncesi...

Bunların hepsi ilişkinin psikolojik ağırlığını artırabilir.

Bu nedenle ayrılık bazen yalnızca bir insanı kaybetmek değil, kişinin zihninde kurduğu gelecek tasarımını da kaybetmek anlamına gelir.

Ve insan bazen gerçekleşmemiş bir geleceğin yasını da tutar.


İlişkide sıkışmış hissediyorsanız kendinize hangi soruları sorabilirsiniz?

Kendinize şu soruları sormak, yaşadığınız ilişkiyi anlamaya yardımcı olabilir:

  • Bu ilişkide gerçekten mutlu muyum, yoksa yalnızca alıştığım için mi devam ediyorum?

  • İlişkiyi sürdürmek için kendi ihtiyaçlarımdan ne kadar vazgeçiyorum?

  • Ayrılmaktan mı korkuyorum, yoksa yalnız kalmaktan mı?

  • Partnerimi mi kaybetmekten korkuyorum, yoksa onun sevgisiyle birlikte kendimle ilgili hissettiğim değeri mi?

  • Bu ilişki bugün nasıl, yoksa bir gün nasıl olacağını umduğum için mi devam ediyorum?

  • Geçmiş ilişkilerimde buna benzer bir döngü yaşadım mı?

  • Partnerimden uzaklaştığımda neden daha fazla yaklaşma ihtiyacı hissediyorum?

  • Bu ilişkide kendim gibi davranabiliyor muyum?

  • İlişkiyi korumaya çalışırken kendimi ne kadar kaybediyorum?

Bu soruların amacı hemen bir karar vermek değildir.

Ama kişinin kendi deneyimine dışarıdan bakabilmesini sağlar.


Psikoterapide ilişkide sıkışıp kalmak nasıl ele alınabilir?

+Psikoterapide amaç kişiye doğrudan “ayrıl” veya “devam et” demek değildir.

+Öncelikle kişinin yaşadığı ilişkinin nasıl bir örüntü içerisinde geliştiğini anlamak gerekir.

+Kişinin partnerinden ne beklediği, yakınlık kurduğunda ne hissettiği, uzaklık karşısında nasıl tepki verdiği, terk edilme ihtimalini nasıl yaşadığı ve ilişkide kendisini ne kadar geri plana attığı ele alınabilir.

+Bunun yanında kişinin geçmiş ilişkilerinin ve erken dönem deneyimlerinin bugün kurduğu ilişkiler üzerindeki etkileri de incelenebilir.

+Çünkü bazen kişi bugünkü partnerine verdiği tepkinin yalnızca bugünkü olayla ilgili olmadığını fark edebilir.

+Geçmişte yaşanan reddedilme, ihmal, tutarsızlık veya sevginin koşullu deneyimlenmesi gibi deneyimler, yetişkinlikte yakın ilişkilerin nasıl algılandığını etkileyebilir.

+Bu noktada psikoterapinin amacı yalnızca mevcut ilişki hakkında karar vermek değil, kişinin kendi ilişki örüntüsünü tanımasına yardımcı olmaktır.


Sonuç: Gitmek mi, kalmak mı?

Bir ilişkide sıkışıp kalmak çoğu zaman basit bir kararsızlık değildir.

İnsan bazen gitmek istediği halde kalabilir.

Bazen kalmak istediği halde ilişkinin artık sürdürülemez olduğunu fark edebilir.

Bazen de ne istediğini anlayabilmek için önce kendisini ilişkinin içinde nerede kaybettiğine bakması gerekir.


Bu nedenle belki de ilk soru:

“Gitmeli miyim, kalmalı mıyım?” olmamalıdır.


Daha önce şu soruyu sormak gerekebilir: “Beni bu ilişkinin içinde tutan şey ne?”


Çünkü kişi kendisini ilişkide tutan duyguyu, korkuyu, ihtiyacı veya umudu anlamaya başladığında, ilişki hakkında vereceği karar da daha bilinçli hale gelebilir.

Bazen mesele yalnızca bir ilişkiden çıkabilmek değildir.


Kişinin neden o ilişkinin içinde kendisinden uzaklaştığını anlayabilmesidir.

Ve bazı ilişkilerde gerçek değişim, ayrılıp ayrılmamaya karar vermeden önce kişinin kendisine yeniden yaklaşmasıyla başlar.

Klinik Psikolog Ali Turan

 
 

Bültenimize abone olun • Yeni bloglarımızdan haberdar olun.

© 2024 by Ali Turan, Uzman Klinik Psikolog

bottom of page